Endokrin Sistem

Organizmada meydana gelen metabolik olaylar, büyüme, olgunlaşma gibi birçok fizyolojik olayda önemli görevleri
olan bezlerdir. Vücutta sadece iç salgı yapan bezler ile hem iç hem de dış salgı yapan bezler vardır. Salgılarını bir kanala bırakan bezlere ekzokrin bez (dış salgı bezi), kana bırakan bezlere ise endokrin bez (iç salgı bezi) denir.
Glandula pituitaria (hypophysis, hipofiz bezi), glandula pinealis (corpus pineale, epifiz bezi), glandula thyroidea (tiroid bezi), glandula parathyroidea (paratiroid bezi), glandula suprarenalis (böbreküstü bezi), thymus (timus), pancreas (pankreas), testis (yumurtalık, erbezi), ovarium (yumurtalık) ve ren (böbrek) bazı endokrin işlevi olan organlardır.

glandula pinealis (corpus pineale, epifiz bezi) 

=> Anatomisi

Corpus pinale: Şekil olarak çam kozalağına benzediğinden corpus pinale denir.

Ortalama olarak 5-8mm boyutlarında ve 0,20- 0,25 gr kadar ağırlıkta olan oval şeklinde bir oluşumdur.

Colliculus superior’lar, splenium corpolis callosi ve pulvinar thalam’i arasında ve trigonunpinale’de yerleşmiş olup bir sap ile diencephalon’a bağlanmıştır.

3. ventrikülün boşluğu bu sapın içerisine doğru girerek recessus pinealis’i oluşturur.
Corpus pineale ve sapını 3. ventrikülü döşeyen ependim hücrelerinden gelişen bir çıkıntı oluşturur. Bu yüzden corpus pineale’de ve sapında sinir hücresi bulunmaz. Sapın recessuspinealis’in üzerinde kalan bölümü commissura habenularum’a, altında kalan bölümü commissura epithalamica (posterior)’a tutunur.

 

Retinaya düşen ışık muhtemelen hypothalmus’un nucleus suprachiasmaticus’una (SCN) gelir.
Buradan mesencephalondaki formatio reticularis’e (RF) geçer.
Buradan da tr. reticulospinalis (Tr.RS) ile medulla spinalis’e ulaşarak sempatik sistemin üst segmentlerini uyarır.
Buradan başlayan preganglionik simpatik lifler ganglion cervicale superior’a (SCG) geçer.
Buradan çıkan sinirler (n. pinealis: conarii) ile damarların etrafında olarak corpus pineala’yeulaşır.
Corpus pineale biyolojik saatin düzenlenmesinde etkili olduğu düşünülmektedir.
Corpus pinaledeki pinealosit hücrelerinde bol miktarda melatonin ve serotonin mevcuttur.
Sempatik uyarı pinealosit içindeki bu mediatörlerin salgılanmasını inhibe eder.
Simpatik etki ortadan kalkınca sekresyon başlar.
Bu sebeple karanlıkta bu inhibe edici etki olmayacağı için bezin salgısı artar.
Epiphysis cerebrinin bir iç salgı bezi olduğu kabul edilmektedir.
Bu bezin salgısı hypophysis cerebri, pankreastaki langerhans adacıkları, gl. parathyroidea, gl. suprarenalis, ovarium ve testislere, kan ve BOS aracılığı ile ulaşır ve bunların fonksiyonlarını genellikle inhibe edici yönde etkiler.
Bu etkisini ya doğrudan doğruya bezlerin üzerine etki ederek, ya da hypothalamus’un salgısını inhibe ederek gösterir.
13-14 yaşına kadar cinsel hormonların teşekkülü üzerinde frenleyici etki yapmaktadır.

 

Melatoninin nonendokrinolojik Etkileri
•İmmun fonksiyonunun arttırılması
•Uyku ritminin düzenlenmesi
•Kardiovasküler sistem üzerinde koruyucu etkisi
•Antioksidan etkisi
Acervulus cerebi (beyin kumu)
Yapısında bulunan Ca ve magnezyum karbonatın birikmesi ile beyin kumu (acervulus cerebri) ile
radyolojide organın görülmesine yardımcı olur.

Corpus pineale’nin parankimasında erişkin insanlarda acervulus cerebi (beyin kumu) adı verilen cisimcikler görülür.

Fizyolojik ve Embriyolojik açıdan Epifiz bezi

Fizyoloji, canlıların mekanik, fiziksel ve biyokimyasal fonksiyonlarını ve sistemlerinin işleyişini inceleyen bir bilim dalıdır. Zigot oluşumunu, büyümesini ve gelişimini inceleyen bir bilim dalı olarak bilinen Embriyoloji ise, gelişim biyolojisinin bir alt dalıdır.

Epifiz bezinin temel fizyolojik fonksiyonu, gündüz-gece döngüsü ile sirkadiyen ritm ve üreme işlevi arasındaki ilişkinin düzenlenmesidir. Epifiz bezi, organizmanın değişik aktivitelerinin ışık uyaranı ile şekillendirildiği bir üst-kontrol merkezi işlevi görmektedir. Epifiz bezinde sadece melatonin sentez ve salınımıyla ilişkili hücreler yer almaktadır. Ancak, Epifiz bezi lateral (yanal) gözler ile bağlantılı bir hal almakta, gözlerden çıkan sempatik lifler oldukça uzun bir seyir izleyerek SSG: Superior Servikal Ganglion’a ulaşmaktadır. Daha sonra da, vasküler (damarsal, damara ait) yapılar etrafındaki perivasküler (damar çevresi) mesafede ilerleyen ve n. conarii adı verilen bir çift sempatik sinir ile Epifiz bezinde sonlanmaktadır. Memelilerde ve insanlarda embriyonal dönemde, önce diensefelon (ara beyin) tavanında bir divertikül oluşmaktadır. Epifiz bezi, 5. haftadan itibaren gözle görülebilir bir büyüklüğe ulaşmaktadır. Embriyolojik olarak, 7. haftada bir çıkıntı haline gelmektedir. Fetus’ta ise, bu doku pinealosit ve glia hücrelerine farklılaşmaktadır. Pinealositlerde, sentez edilen melatoninin ventriküler sistem veyahut da kapiller sisteme salınmasında rol oynayan hücre uzantıları mevcuttur. Epifiz cismi, sonuçta, mezensefalonun çatısında solid (katı, dayanıklı) bir organ haline gelmektedir. İnsanlarda, epifiz bezi gelişimini 10 yaşına kadar olan dönemde tamamlamakta ve daha sonra gerilemeye başlamaktadır. Sonuçta, bağ dokusu miktarı artmakta ve lobüller daha belirgin hale gelmektedir. İnsanlarda, epifizin kapsülü ve septumları içinde yaşlanma ile birlikte kum tanecikleri şeklinde, beyin taşı (acervulus serebri) olarak da bilinen, farklı büyüklük ve sayıdaki corpora arenacea (beyin kumu) adı verilen cisimcikler birikir. Bu cisimcikler, organik bir matriks içinde yer alan kalsiyum karbonat ve kalsiyum fosfat bileşiklerinden oluşmaktadır. Bu oluşumların fonksiyonel önemi bilinmemektedir. Epifizde yer alan bu kalsifiye (kreçlenmiş) cisimcikler, klinikte intrakranial (kafatası içi) boşlukta görülebilen değişik patolojiler nedeniyle normal orta hattaki lokalizasyonunun değişmesi durumlarında bir tanı aracı olarak kullanılmaktadır. Sözü edilen durum, insanların % 75’inde direkt radyolojik çalışmalarda saptanabilen değerli bir göstergedir.

Morfololojik açıdan Epifiz bezi

Biyoloji ilminde önemli bir yere sahib olan Morfoloji, bir organizma veya organizma bölümünün biçiminin incelenmesidir.

Epifiz bezinin en büyük özelliği melatonin hormonu salgılamasıdır. Melatonin hormonu, son yıllarda tüm dünyada gittikçe artan bir ilgiyle araştırılmaktadır. Ana görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak olan melatonin, vücudun birçok biyolojik ve fizyolojik süreçlerinde de yer alır. Hücrelerin yenilenmesi, bağışıklık siteminin güçlenmesi, uyku ritminin ve vücut ısısının düzenlenmesi diğer önemli görevleri arasındadır. Lipofilik özelliği nedeniyle bilinen en güçlü antioksidandır. Bu özelliği sayesinde tüm vücut alanlarına ulaşabilmekte ve kan-beyin bariyerini geçebilmektedir. Uyku problemi olan kişilerde melatoninin düşük düzeyde bulunması, ilaç olarak kullanımını akla getirmektedir. Yapılan uygulamaların ardından melatoninin uyku total süresini değiştirmeden uyku kalitesini artırdığı belirlenmiştir. Ancak yaygın araştırılmasına rağmen melatoninin işlevleri halen tamamıyla bilinmemektedir.

Etimolojik ve Epistomolojik açıdan Epifiz bezi

Epistemoloji, bilginin doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen felsefe dalıdır. Bilgi felsefesi olarak da adlandırılmaktadır.Etimoloji (Köken bilim veya İştikak ilmi), bir dildeki sözcüklerin kökenlerini ve bunun bir gereği olarak o dilin diğer dillerle ve o dili konuşan toplulukların geçmişten bugüne diğer topluluklarla olan kültürel ilişkilerini araştırır.

Corpus Pineale olarak bilinen Epifiz bezinin İngilizce asıl adı Pineal Gland (Glandula pinealis)dir. Epifiz bezine Pineal Gland denmesinin asıl sebebi çam kozalağına çok benziyor olmasıdır. Çam kozalağının İngilizcesi Pine Cone’dur. Bu rada şunu da söyleyelim ki, Pineal gland, çam kozalağı (pinecone) ile bağlantılı olarak latince pine (çam) kökünden gelmektedir. Türkçe lügatte, baskın mânâsı kümes olan pine’nin diğer mânâları, çarıkların, yemenilerin altına vurulan kösele parçası; ek; parça; ayakkabıya, çarığa vurulan yama; yama şeklindedir Epifiz bezi, Osmanlıca lûgatte “gudde-i sanevberi” (kozalaksi bez) şeklinde kayıt altına alınmıştır.

Pineal glandın varlığı eski zamanlardan beri bilinmektedir. Pineal gland ile ilgili gelişmeler üç büyük döneme ayrılabilir. Birinci dönem; M.Ö. 3. yüzyıl civarında Yunanlı anatomi uzmanı Herophilus tarafından pineal glandın bulunmasıyla başlar. Herophilus bu beze “düşünce akışını düzenleyen büzücü kas” adını vermişti. Kas kelimesinin Latince karşılığının musculus olduğu, bunun mânâsının “fare” olduğu, fare’nin ise “ışık, ziya ve nur” mânâsını mündemiç olduğu dikkate alındığında, Herophilus’un söylediği ile çok daha sonraları Descartes’ın söyledikleri arasında büyük bir benzerlik dikkat çekmektedir. Descartes’a göre (1596-1650) pineal gland, “ruhun oturduğu yer veya koltuk” olarak anlam kazanmaktadır. Galen, insan pineal glandını çam ağacının tepesine benzetmekle beraber, Epifiz bezini ifade etmek için Latince kökenli “conarium” kelimesini kullanmıştır. Dünden bugüne bu kelime pineal sinirleri tanımlamak için “nervi conarii” olarak kullanılagelmiştir. Andreas Vesalius (1514-1564) pineal glandın topografik yapısını dikkatlice incelemiştir. İkinci dönem; Rudolph Albert von Kölliker, memelilerin pineal bezinde sinir liflerinin varlığını gözlemlemiştir (1850). 1886’da iki mikro anatomi uzmanı, H.W. De Graff ve E. Baldwin Spencer, birbirlerinden bağımsız olarak Epifiz bezinin, küresel bir lens ile dolu içsel bir odayı çevreleyen pigmentli retina hücreleri olan dışsal gözlerin tüm önemli özelliklerine sahip olan, dumura uğramış bir göz olduğunu keşfetti. Bu keşif, Evrimcilerin, “sürüngen atalarımızdan kalan, körelmiş bir organ” tespitine çok benzemektedir. Fransız düşünür yazar Voltaire’in Epifiz bezinin sırrını çözmek için birçok otopsi yapmıştır. Santiago Ramón y Cajal ise (1852-1934), 1904 yılında fare pineal bezinde demet yapan sinir liflerini bulmuş ve sempatik orjinli olduğunu iddia etmiştir. Üçüncü dönem son 50 yılı kapsar. En önemli gelişme Lerner ve arkadaşlarının pineal ekstrelerde bulunan, amfibienlere verildiğinde cilt renginin açılmasına neden olan potansiyel pineal hormonu izole etmeleridir. Lerner bu maddeyi Yunanca’da “siyah” anlamına gelen “melas” ve “iş” anlamına gelen “tosos” kelimelerini birleştirerek “melatonin” olarak isimlendirmiştir.

Fonksiyonel açıdan Epifiz bezi

Melatonin üreten ve salgılayan Epifiz bezi (pineal gland), ışık veya karanlığa bağlı günlük olayların gerçekleşmesinde rol oynamaktadır. Çeşitli türlerle Kadife balığı veya Yeşil sazan (Tinca tinca), Japon balığı (Carassius auratus), Kuzey turna balığı (Esox lucius), Çipura veya Çupra (Sparus aurata), Gökuşağı alabalığı veya Çelikbaş (Oncorhynchus mykiss), Japon som balığı (Oncorhynchus Masou) v.b. yapılan çalışmalar sonucu melatonin hormonunun sentezlenmesinin karanlık periyotta arttığı, ışıkta ise azaldığı görülmüştür. Yani epifiz bezinin melatonin salgısı gündüz baskılanırken, geceleri faaliyete geçmektedir. Benzer şekilde vücutta kış ayları boyunca, yaz mevsiminde olduğundan çok daha fazla melatonin salgılanmaktadır. Bu yüzden melatonin, “gece hormonu” olarak da nitelendirilmektedir. Balıklarla (Tilapialar) yapılan bir çalışmada, saat 21:00 den 06:00’ya kadar (karanlık periyot) plazma melatonin konsantrasyonu artarken 9:00’dan 18:00’e kadar (ışık periyot) düştüğü görülmektedir (Nikaido 2004). Yine turnalarla yapılan başka bir çalışmada, en yüksek melatonin salınımının saat 11:00-13:00 arasında gerçekleştiği görülmektedir… Epifiz bezinde triptofandan ve retinadan sentezlenen melatonin hormonu, biyolojik saatin düzenlenmesi ve mevsimsel değişikliğe olan adaptasyon gibi birçok fonksiyona sahip olduğu belirtilmektedir. Balıklarda glikoz dengesi, beslenme ve harekete de etki ettiği bildirilmektedir. Son yıllarda balıklarla yapılan çalışmalarda melatonin, güçlü bir antibiyotik olarak tanımlanmaktadır. Beyin hormonu melatoninin, fizyolojik ve davranışla ilgili olaylarda, günlük ritim ve iç salgı hormonlarının düzenlenmesinde ziyade fonksiyonel olduğu tespit edilmiştir. Melatoninin en iyi bilinen etkileri üreme fizyolojisi ile ilgili olmakla beraber, bu hormonun immün, diğer bir ifadeyle de bağışıklık sistemi özellikle hücresel bağışıklığı hem direkt hem de indirekt yollarla etkilediği ileri sürülmektedir. Pineal bezden salgılanan melatoninin, immün / bağışıklık sistemi fonksiyonlar için temel bir eser element olan çinko seviyelerini düzenlediği ileri sürülmektedir. Melatoninin bağışıklık sistemi üzerinde bahsedilen bütün etkilerinde Çinko temel bir aracı gibi görülmektedir. Melatonin eksikliğinin aynı zamanda Çinko noksanlığı ile sonuçlanması bu bulguları desteklemektedir… Beyin epifizi ile sinirler arasında bir bağın olup olmadığı hala araştırılmamıştır… Epifiz bezi küçük, tek bir beyin uzantısıdır. Boyutu ve pozisyonu türler içinde dahi faklılık göstermektedir… Temel hücresi pineolosittir. Pineolositler (epifiz hücreleri) yoğun çekirdeklidirler. Salgıladıkları esas hormon melatonin (5-metoksi-N-asetiltriptamin)’dir.

Not: 1990'ların sonlarında, Jennifer Luke adlı bir bilim adamı, sodyum floridin epifiz üzerindeki etkileri konusunda ilk çalışmaları başlatmıştır. Luke, beynin orta yerinde bulunan epifiz bezinin, florid için bir hedef olduğunu bildirdi. Epifiz bezi, bedendeki kemikler de dahil diğer fiziksel maddelerden daha fazla floridi absorbe etmekte, emmekteydi. Epifiz bezi tıpkı bir mıknatıs gibi sodyum floridi kendine çeker. Bu da epifizin kireçlenmesine ve bedendeki tüm hormonal işlemin etkin bir şekilde dengelenmesine engel olur. Daha sonra yapılan çeşitli araştırmalar da sodyum floridin beyindeki en önemli bezde absorbe edildiğini kanıtlamıştır. Sodyum florid, beynimizdeki en önemli salgı bezimize saldırıda bulunmaktaydı. Sodyum florid, yiyeceklerde, içeceklerde, içme sularında bulunur. Bunun da insanın farkındalığını artırmasını tökezletmek için bilinçli olarak koyulan engellerden biri olduğu düşünülmektedir. En çok diş macunlarında kullanıldığını bildiğmiz Sodyum Florürün aynı zamanda fare zehiri bileşenlerinden biridir.

Notun notu: Yukarıda Epifiz bezi ile sudaki florid arasında ilişkiye değinildi. “Her şey sudan yaratıldı” Mutlak Ölçüsü malum. Diğer bir malum, her bir varlık ortalama % 70 su barındırmaktadır. Meselâ insan vücudunun %70’i sudur. Bu genel bilgiden sonra insanda yeme-içme veya beslenme mevzuu üzerinden bir okuma yapmak gerekirse, Epifiz bezinin sudaki floridden olumsuz yönde etkilendiği sözkonusu. İslâmî kültürde yeme-içme mevzuunda ne denli hassas davranıldığı malum. Az yemek, az konuşmak ve az uyumak tavsiye edildiği gibi, az su içmek de dolaylı olarak tavsiye edilmiştir. Meselâ çok yemek çok su içmeyi, çok su içmek çok uyumayı, çok uyumak gafleti ve gaflet de cehennemi davet eder… Alah Resûlü, “Bir günü bir gününe eş geçen aldanmıştır”, buyuruyorlar. Yine Allah Resûlü, “İlim öğrenmek, kadın-erkek her müslümana farzdır” buyurmuşlardır. “Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeye çalışınız!” buyuran da yine Allah Resûlü... İBDA Mimarı’nın, meâlen, “Velilik bir mecburiyettir”, sözünü de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Telegram bağlamında düşünüldüğünde ise, yâni kâfir nefsin ruha musallat olmasından mülhem kâfir nefsin veya şeytanî heva ve hevesin müşahhas temsilcileri Deccaliyet taifesinin imana musallat durumları dikkate alındığında, yine İBDA Mimarı’nın bizzat yaşanmışlık veya tecrübe üzerinden söylediği, “Telegram uygulamasından imanını ancak Allah’ın Velî kulları kurtarabilir” sözünden hareketle, “Velilik bir mecburiyettir” sözü daha da anlaşılır olmaktadır. Yani, Deccaliyet taifesinin yüklenmelerinden veya ruhu dişleyen tacizciliklerinden korunabilmek için de “Velilik bir mecburiyettir.” Burada anlatmak istediğim şey şu: İnsan, yaşlandıkça vücudundaki su oranı da düşmektedir. Meselâ Yetişkinlik döneminde vücudun% 60 veya 70’ısu iken, yaşlılıkta bu oran % 50’nin altına düşer. Dolayısıyla da epifiz bezinin fonksiyonunu yerine getirmesi sürecinde bloke edilmesi de kısmen önlenmiş olur. Bunun faydası nedir? şeklinde bir soruya verilecek cevap ise şu olsa gerektir. İnsan hayatının ölçüler istikametindeki tabiî seyri yâni bir yanda kemâlât, diğer bir yanda ise bu kemâlâtın getirdiği yükün altında yüke dayanıklılık ya da insanî hakikatin yerine getirilmesinden mutevellid ağırlığın hissedilmemesi veya ağırlığın altında ezilmemek çerçevesinde her şeyin çok tabiî imiş gibi seyretmesi, Epifiz bezinin salgıladığı melatonin veya DMT hormonları ile doğrudan ilintili gözükmektedir. Vücudun tabiî yapısı içerisindeki gelişimi ile insanî mesuliyetin yerine getirilişi süreci dengeli bir şekilde cereyan etmektedir. Kısacası, insan hayatında hemen her şey yerli yerinde ve zamanında ve de merkezinde cereyan etmektedir. Olgunlaştıkça kemâlat artmakta, kemâlat arttıkça da mekânet yüksekliği sözkonusu olmakta, mekânet yüksekliği ise efpifiz bezini harekete geçirip melatonin ve DMT salgılanmasına vesile olmaktadır. Bu da maddi ve manevi dayanıklılığı arttırmaktadır. Kısacası, insan olma memuriyetinin yerine getirilmesi süreci İlâhî yardıma kapı aralamaktadır. Epifiz bezinin salgıladıklarından hareketle Epifiz bezine “hayalet molekül” veya “ruhsal molekül” veya “ilâhî hormon” yakıştırmalarını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Kaynakça:

Faydalı Linkler:

 

Henüz yorum eklenmemiş bi yorum atmaya ne dersin?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dost Siteler

Etiketler

Son Yorumlar

  • machodolar : I know it's hard to comprehend but there will be days that you DON'T GIVE A SINGLE FUCK about any romantic relationship. Your whole being is more rational than your conscious mind and will do the necessary changes in time. So stop whining and get to work. Cheers. Machodolar
  • Hakkı Cengiz : sağol gardaşım yorumunu dikkate alarak bikaç rütüş attım
  • Hakkı Cengiz : I can walk into a room without you And I don't get drunk and talk about you So I guess I've learned to live without you I just don't know how to love without you
  • machodolar : Kodlar üzerinde bir tavsiyem yok fakat menu başlıklarının ve "hakkı cengiz" yazısının fontunu daha az resmi bir şey yapsan sanki daha iyi durur gibi. Ayrıca "kodlarla dövüşen çocuk" yazısı da biraz sağ tarafa kaysa fena olmaz. Sevgiler, FordMemmed.
  • Hakkı Cengiz : merhabaa :) Yapıştırdığında bu dosyalar üzerine yazılsın dedin mi? ve bu dll dosyasını her bir ürünün içine kopyalamalısın. misal photoshop 32 bit versiyonunu kullanmak sana yetiyorsa adobe/photoshop (86x) klasörünün içine attıktan sonra böyle bir dosya mevcut diyecek. üzerine yaz deyip devam etmelisin.
Özlü Söz